Hayat benden ne istiyorsun... çok şey istememiştim ki senden sadece ufacık bir mutluluk istemiştim payıma düşen Ama hep hüzünlerindi kapımı çalan mutluluklarına ise sadece pencereden bakabildim Sefersiz hüzün duraklarına mahkum ettin yüreğimi Bütün sevdiklerimi tek tek aldın ellerimden her kaybettigimle bir parçamıda aldın benden
Hep zifiri bir karanlıgın ortasına dogru itiyorsun beni.. Zamanla azalacak denilen acılarımın yerine ,beni azaltıyorsun... Taşıyamıyacagım acılar yüklüyorsun yüreğime..
Hep hüzün iklimine takılı bırakıyorsun yüreğimi... İçimde kalan son çocuk sevinçlerimide alıyorsun benden.. Ve kaderimi hala ayrılıklara,kayboluşlara yazıyorsun..
Şimdi CAN bildiklerimi uğurlarken ebedi yolculuklarına.. Sonsuzluğun kapılarından çıkışlarını gözü yaşlı yetim kalmış çocuklar gibi seyretmek düşüyor yine payıma..
Artık yüreğimdeki kayıp mezarlara gömüyorum bir bir benden aldıklarını ... Ve başlangıcı ve sonu olmayan yollara atıyorum şimdi ömür adımlarımı.. sevinçler ile mutluluklar ile süslüyecegin ömür sayfamı sen hala ölümlerle ,ayrılıklarla süslemeyi yeğliyorsun Neden hayat neden benden ne istiyorsun
Hayat, mutluluktan çok hüzün getiriyor gerçekten de. İnsan bunu orta yaşlarda anlamaya başlıyor. Ölüm ve ayrılık, hayatın gerçeğiymiş. Gençlikte aklımıza bile getirmezdik. Çaresi de yok ki bunun. Gücümüz yok engellemeye ne yazık ki... Bütün bunları şiirinde ne de güzel ifade etmişsin. Sevgiyle kal.
Hiçbir durak sefersiz değildir. . .
Hiçbir iklim sonsuza dek hakim olamaz . . .
Gün gelecektir değişecektir pek çok şey . . .
Hayat nedir benimle alıp veremediğin diyoruz ya
canımız yanmış ,incinmiş ,isyan edercesine öylesine içten diyoruz ya bunu
Hiç düşünmüyoruz bunları söylerken karşımızdakini ne kadar ciddiye aldığımızı ona neler bağladığımızı. . .
Unutma hayata ne kadar çok beklentiyle yaklaşıyorsak ona ya çok geç ulaşıyoruz ya ulaşamıyoruz. . . bu sorulardan bende geçtim . . .hala da geçiyorum . . .
evet sadece mutluluk ve huzur istiyor şu susamış yüreğimiz . . . Ancak elimize kalan hüzün ve umut kırıklıkları ,güven budanmışlıkları oluyor . . . Dostum sana tavsiye hayatı ciddiye alma çok fazla bel bağlama ;) BEKLENTİSİZ yaşamaktadır belki çözüm ;)ben deniyorum ve galiba biraz barıştım hayatla ;)
Bir daha açarmı güneş
Güler mi bize en sıcak haliyle
Bir daha uçar mı kelebeklerimiz
Sevinçle gelen baharlara
Bir daha çocuk düşlerimiz geri gelir mi
Her doğan yeni günle
Gelmez...gelmez bir daha hiç biri gelmez ne güneş ne bahar ne kelebekler ve ne de çocukluk düşlerimiz.
Bir kere acıyla yoğrulmaya mahkum edildik bir ömür boyu hemde nefessiz
Ne kadar da ümitle baksak yeni doğan güne daha ilk ışıklarıyla bize yalanlarına sarıyor
hep hayal kırıklığı hep hüzün...
Görmezler gözümüzün yaşını
Hasretlerde bağrımız eksiktir
Odalarımız sessiz ,yüreğimiz sessiz...
Şu yalan dünyaya bir defe geldim
Bir daha gelemem
Gör artık gözümüzün yaşını
Gül bahcelerim hep hazan
Gör artık
Yüreğim sessiz...
Gerçekten insanın yüreğini acıtan bir yazı bu.
Bir feryat, bir isyan...
Yorgun kelimeler, cümleler hüzün bulutlarının gölgelerinde saklanmakta...
Ne yazmalı,
neyi, nasıl anlatmalı?
Hangi ses,hangi satır seçilmeli,
hangi şarkınının melodisi notaya alınmalı ki,
bu yaralı gönüle biraz teselli olabilsin?
Acı bir makale bu...
Acı bir mektup...
Diliyorum Tanrı'dan,
bu günden sonra,
şu hayat dediğimiz yorgun ihtiyar,
bu acı dolu yüreğe hep güzellikleri sunsun artık.
Bence bu denli karamsar olmamalı insan.
Şöyle etrafımıza değişik bir çerçeveden bakalım birzacık...
Şüphesiz çokça güzellikler bulacağız yanı başımızda, bu güne kadar hiç farkında olmadığımız...
Çok huzun dolu,isyankar buldum şiirinizi.
İnsanlar için ölüm.Her canlının tadacağı durum değil mi eninde sonunda...
Yine de derim umutlarınız kaybolmasın.Her günün ardından sabah yine olmakta,güneş yeniden goğmakta.
Selam ve saygılar.
Hoşcakalın.
ne çok isyan etmişizdir elimiz kolumuz bağlı gidenin arkasından gözyaşları ile vedalarda,ne çok kendimizden birşeyleri de gömmüşüzdüz toprağa verdiğimiz canlarla...yansada canımız onca acılarla ne çare çaresiz dayanmaya çalışıyoruz gücümüzün yettiğince.her fani yaşayacak bunu kaçış yok sıralı yaşıyoruz sırsı gelen gidiyor...geride kalan yaşamak zorunda zira hayat devam ediyor...sabırla metanetle ve umutla direnmeliyiz,karamsar olmak gideni getirmiyor ne yazık ki... acılarla pişerek olgunlaşıyoruz hayata tutunmak lazım...sevgiyle
ne güzel dile getirmisin yüreğindekileri söylencek söz yok çok güzel anlatmışsınız...hayat işte demekten başka yinede umut ışığı olsun yazınızın
dileklerim temenilerim bu sevgiler kalamin daim olsun arkadaşım
Bu yazıyı okudum da, seni çok iyi anlayabildiğimi düşündüm. Sen 18 Nisan'da ben ise 16 Nisan'da aynı anlamlara denk yazılar yazmışız.
Hayat ya da dünya değil ki suçlu! Öyle olsa "Suçlu ayağa kalk!" der yargılardık amansızca. Oysa dünya da, hayat da henüz bizler doğmadan kurallarını ortaya koymuş. Diyor ki; "Ölüm vardır bende ve ne zaman geleceği de belirsizdir..."
Yüreğinden ne güzel dizeler dökülmüş öyle...
Ama hüzümlendirdin bizi gecenin bu saatinde...
Yüreğinin gülmesi temennilerimin başında...
saygılarımı braktım ama biraz buruk ayrılıyorum